30 Mayıs 2006 Salı

Kebabiye

Hiç duydunuz mu hayatınızda kebabiye diye birşey? Ben duymamıştım, konuyu birazdan oraya bağlıyorum, acele etmeyin...:)
Bu tempoya bünye ne kadar dayanır ben de artık merak etmeye başlamıştım, bugün cevabını aldım... Bundan birkaç yıl önce buna en çok yaklaştığım "yorgunluk limiti"nin sonucu bana acilen hastaneye kaldırılmak ve serum tedavisi olarak geri dönmüştü, bu defa ses kısıklığıyla atlattım gibi görünüyor...
Yaklaşık 1 haftadır yoğun bir hastalık öncesi sendromu yaşarken, ve inatla direnirken, bu sabah sesimin biraz kısık çıktığını hissettim birden. Yine de saat 10 olunca paşa paşa mikrofonun başına geçtim... geçtim, ve kaldım... İlk anons öncesi ne kadar ses ayarlarıyla uğraşmış olursam olayım, erkek sesiyle kadın sesinin buluştuğu noktaya ulaşmam hiç zor olmadı... (efendilik ediyorum ve sakıncalı kelimeler, benzetmeler kullanmıyorum farkındaysanız...) Ancak ikinci anons denememde cümle yarıda kalıp, dinleyicilerden gelen SMS'ler ve mailler kritik bir noktaya ulaşmaya başlayınca yayını devam ettiremeyeceğimi anladım ve yerimi 1 saat erken Yonca'ya bıraktım...
Buraya kadar anlatılanlar doğal şeyler... Ancak Murphy Kanunları (ki benimle çok yanyanadır kendileri) benim en çok telefon görüşmesi yapmam gereken gün sesimi benden aldı ve benim için altın değerinde bir gün kaybettim (şampiyonluğa giden takımın altın değerinde 1 puan kaybemesi gibi diyelim)... Sen bir de böyle bir günde Ankara'da teknolojinin merkezi Teknokent'e gidersen, teknolojik arkadaşlarının seninle teknolojik açıdan esprilerini paylaşmasını izlemek durumunda kalıyorsun ancak...

Gelin görün ki, kebabiye de işte tam burada, yani teknolojinin merkezinde ortaya çıktı...

Kebabiye Mevzuu:

Etrafımda okumuş, okumamış, bilen, bilmeyen birçok kişi Kebabiye denen bir baharatın ses kısıklığına birebir olduğunu söyledi. Araştırdım, hakikaten de doğru söylüyorlar, ancak aynı araştırma potansiyelini kebabiye bulma konusunda gösteremedim, elden birşey gelmez.
Vefakat diyeceğim şudur ki; sesiniz kısılırsa en kesin çözüm kebabiye... tabi bir de bol bol ılık ıhlamur içmek..

Size kebabiyeyle ilgili daha ayrıntılı bilgi vermek isterdim, ancak kebabiyenin "iyi geldiği" ikinci özelliği burada adımın yanına yazmak istemiyorum, o derece ayıp geldi bana yani...

saygılar efendim...

(acaba kaç kişi bu cümleyi okur okumaz google'a girip kebabiye yazmıştır...:) merak işte canım...)

23 Mayıs 2006 Salı

Gazeteye Haber Olmak

Bugün gazetedeydim!!!:))

Şaka şaka; bugün Hürriyet gazetesinin Ankara ekinde çıkan haberdeki isim benzerliği gün boyunca eğlence kaynağımız oldu...
"Ayağınızı denk alın, keserim" diyerek olayı noktalıyorum!!!

19 Mayıs 2006 Cuma

Özgürlük!

"Ben şu anda mikrofonun bu tarafında özgürce konuşabiliyor, ve aklımdan geçenleri özgürce ifade edebiliyorsam,
siz şu anda radyonun diğer tarafında beni kendi isteğinizle dinleyebiliyorsanız, hatta belki de bu söylediklerim size sıkıcı geldiği için birazdan başka bir frekansa geçebilecek, ya da radyoyu tamamen kapatabilecekseniz, bu özgürlüğü bile en çok O'na borçluyuz aslında...

İşte bu yüzden 19 Mayıs'ta, O'nu saygıyla, ama daha çok sevgiyle anıyoruz...

Teşekkürler Atam!..."


Radyo Mydonose'da Selim'in böyle günlere rastlayan yayınları bu anonsla başlar...

Belki de son olaylardan kaynaklanıyor, hediyeler dağıttığımız yarışmalardan daha çok katılım, daha çok mail gördüm inbox'ımda bu anonstan sonra...

Ve, söz uçar gider malum,
yazı kalsın istedim...

16 Mayıs 2006 Salı

Tom Novy!

Gerçekten hayatım boyunca tanıdığım en ilginç insanlardan birisi olarak yerini alacak hafızamda... Daha önce Africanism, Benassi, Rachael Starr, Global Deejays organizasyonlarında dünyaca ünlü DJ'lerle tanıştım (aman da ne kadar havalıyım!!!), ama hiçbiri Tom kadar eğlenceli değildi.
Aslında o Avrupa'da gerçekten çok çok iyi tanınan ve ciddi bir hayran kitlesi bulunan bir DJ/Prodüktör. Türkiye onu yeni yeni tanıyor. Yaptığımız partilerde yaklaşık 2500-3000 kişi onu yakından tanıdı ve sahnede -özellikle de gece ilerledikçe- nasıl bir DJ performansı sergilediğini gördü.

Tom Novy DJ performansının yanında sahnedeki pozitif enerjisiyle de çok ilgi çekiyordu... Dürüst olmak gerekirse, ben parça çalarken sahneden atlayıp seyircilerin yanına gelen, fotoğraflar çeken, sohbet eden ve tekrar sahneye dönen bir DJ daha önce görmemiştim...:) Gerçekten öyle, abartmıyorum!!!
Tabi akıllarda kalan bir önemli ayrıntı da(!), Tom'un kebap ve rakıya gösterdiği yoğun ilgi oldu... Sanırım bunda Ankara'daki yemekte onu tanıştırdığımız Hacı Arif Bey'in meşhur karışık kebapları kadar, üzerinde adı yazılı olan pidenin de etkisi vardı!!!:))

Şampiyon


"Sarıyla
Kırmızıyla,
Alnımızın
Akıyla"

Ben bu sloganı çok sevdim...

Hani, maksat birilerine laf atmak değil, ama "alın teriyle, emekle kazanmak" diye bir kavramın bu kadar yakıştığı az yer vardır... Bu sene gerçekten emek, çaba ve inanç kazandı.

Fanatik olmadım hiçbir zaman, ama iyi bir Galatasaraylıyımdır. Maç günü organizasyonlardan dolayı İstanbul'daydım ve Bağdat caddesindeydim bir ara. Bilenler bilir, Kadıköy ve Bağdat Caddesi Fenerbahçe'nin kalesidir. O gün inanılmaz bir eminlik ve coşku vardı oradaki Fenerbahçe taraftarlarında, ama futbol böyle işte, herşey beklenenden farklı olabiliyor, ve aslında futbol bu yüzden güzel zaten...
İstanbul-Ankara yolunda şampiyonluk maçı dinlemek ilginçti tabi:)
Bir de 16 dakikalık uzatma süresi!...

11 Mayıs 2006 Perşembe

İzmir, Hayat Değiştirten Şehir

İzmir'e çocukluğumda gidişimden bu yana hep aklım orada kalmıştır. Ve her gittiğimde de yine aynı şeyleri düşünürüm. Ne İstanbul karmaşası, ne Ankara bozkırı, tam bir denge vardır İzmir'de. Bu son seyahatte -her ne kadar bu defa kelimenin tam anlamıyla nefes alamadan koşturmuş olsak da- yine İzmir'e tutuldum kaldım...
Bu fotoğraf Radyo Mydonose vericisinin bulunduğu "Teleferik" adıyla bilinen yerden çekildi...



Bu şehir, insana "topla pılını pırtını, bırak herşeyi, gel burada sıfırdan yepyeni bir hayat kuralım" dedirtme gücüne sahip bir şehir... Karşınızdakinin ne söyleyeceğini düşünme gereği hissetmiyorsunuz dahası:)

Ama bir küçük not; son seyahatlerimin tamamına yakını organizasyonlar sebebiyle olduğu için gece geç saatlerde İzmir sokaklarında vakit geçirmek durumunda kaldım. İzmir, gece hayatının karmaşıklığı ve tehlikeleri konusunda İstanbul'u en yakından takip etmeye başlayan il olmuş gibi görünüyor, böyle devam etmemesini dilemekten başka birşey gelmez elden...
Malum, hayatım bir süre sonra bir şekilde orada devam edecek gibi görünüyor...

8 Mayıs 2006 Pazartesi

Tom Novy Partileri

Aslına bakarsanız ben öyle çok da dans müziği tutkunu biri değilimdir, ama iş gereği bi şekilde içine dalmak zorunda kalabiliyor insan...
Son 6 ay içinde radyo için organize ettiğimiz 4. büyük parti organizasyonu bu, ve yarın akşamdan sonra benim yine bir süre hayattan kopmama sebep olacak maraton başlıyor...
Daha önceki partiler gerçekten çok başarılı geçmişti, bunun da öyle olacağını bekliyoruz... Tabi, organizasyon bir radyo istasyonu partisi olunca, amaç sadece belirli bir rakamı yakalayacak kadar bilet satmaktan çıkıyor, iş olabildiğince çok tanıtım yapmaya geliyor...
Galiba bu konuda üzerimize düşeni yapabildik.
Tom Novy ilk defa Türkiye'de olacak... Aslında gerçekten türünde çok çok başarılı, ama Türkiye'de o kadar da tanınmıyor maalesef...
Hepsinin ötesinde, gerçekten yoğunötesi bir organizasyon daha yarın gece itibariyle beni bekliyor... Organizasyon ayrıntıları Radyo Mydonose sayfasında, ben de bi kaçamak vakit bulabilirsem burada "sahne arkası"ndan bahsederim...

7 Mayıs 2006 Pazar

Neden "Bizim Selim"?

Nedir bu "Bizim Selim"???

Vakt-i zamanında program tanıtımları yapılırken Didem bir anda bir şarkıya "cover" yapmaya başladı ve bir yerlerde "Bizim Selim, Bizim Selim" diye bir melodi oturdu.
Bu o kadar güzel oldu, ve radyo dinleyicileri o kadar benimsediler ki; telefon bağlantılarında, söyleşilerde, tanışmalarda, toplantılarda herkes beni "Bizim Selim" diye tanımaya başladı...
Ben de bu "tanınma" konseptine kayıtsız kalamazdım, olay budur efendim:)