2 Mayıs 2007 Çarşamba

Ara Dere...

Şimdi buraya "o kadar yoğunum ki" diye yazsam, beni tanıyanlar hemen "ne zaman değilsin ki" derler:) o zaman konunun bu bölümünü transit geçeyim...

yazmak istediğim çok şey vardı aslında, hatta not almıştım bi ara birçoğunu; sadece yol boyunca internete bağlanabileyim diye uçak yerine boss turizm'le istanbul'a gitmeye kalkışmam ve otobüsün wireless hizmetinin bozuk çıkması, izmir'deki olağanüstü forum bornova avm, sadece benim işimin olmadığı yarım saatlik arada kordonda akılalmaz bir rüzgar olması, ben toplantıma geri dönerken dinmesi, 3 ilde kurduğumuz avrupa ağaçları ve insanların enteresan tepkileri, teknokent'te ufuk'la kapandığımız odadan (cümle acaip başladı, hadi hayırlısı!) yaklaşık 48 saat sonra "sonunda mydonose'un web sayfasını yeniledik... galiba..." diyerek çıkmamız, mtv ile başlayan işbirliği sürecinde tv izlemekten şişen gözlerim ve an be an "teenage"leşen ben, haftaya başlayacak olan summer tour 2007 vesilesiyle en ince ayrıntılarına kadar öğrenmek durumunda kaldığım türkiye'nin dörtbir yanından üniversite şenlikleri (ve devlet üniversitelerinin özel üniversiteleri katlayan kaprisleri ve akılalmaz, anlam verilemez boyutlardaki para hırsları!!!), programı ayarlama çalışmalarında tıkandığım bir noktada tır şoförü ehliyeti alıp olayı kökten çözmeye karar verişim, cumhuriyet mitingini görmezden gelen türk medyasına kızgınlığım, bir mecrada ntv hakkında yazdığım yazıdan sonra "ya, onu oradan kaldırsan olmaz mı" telkinleri alışım (korkar mı anadolu çocuğu!), düğün sezonunun başlaması vesilesiyle haşır neşir olmaya başladığım "küçük altın" fiyatları, öte yandan mevsim sebebiyle gündeme gelmeye başlayan "eee, sen ne zaman? hani yaş da geçiyor artık" soruları (ben 25'e girdiğimde de aynı şeyi söylüyorlardı), hayatımın en ortasında yer alan, dünyada hiçbirşeye değişmeyeceğim yeğenlerim mert ve elif'in büyüdükçe daha da bağlanışımızı keyifle izleyişim (hadi "amca"yı geçtik, bari adam gibi selim demeyi öğrense ufaklık; "çelim" de ne oluyor ki?), hasbelkader yeniden başlayan sinema aşkım, pek de film kaçırmayışım (bu noktada konu mankenlerimiz selen ve zeynep'e "hede hödö" demem gerekiyor), bu arada hakan'ın iflah olmaz radyo mydonose sevgisine tanık oluşum (zeren de fena sayılmaz, ama hakan bi tane!!!) son zamanlarda fena halde kaptırdığım peppermint mocha takıntım (mocha coconut ortaya çıkınca geçecektir),....

bu böyle gider, ama gitmesin tabi... selen'in blogunda en son doğum günü yazımda kaldığımı görünce utandım biraz açıkçası, hiç olmazsa başlıklarla geçeyim ve iki satır yazayım dedim...
budur.