7 Haziran 2009 Pazar

Yazma Cesareti...

Bir zamanlar, mizah dergisi Hıbır'da Atilla Atalay'ın yazdığı, Ergün Gündüz'ün çizdiği ayrılık öyküleri yayınlanırdı her hafta...
Onların birinde, bir ayrılık sonrası delikanlının yaşadıkları çarpıcı bir gerçeklikle anlatılmıştı.

Delikanlı, ayrılığın ardından bambaşka birisi oluyor, birden daha önce hiç zaman ayıramadığı şeylerle ilgilenmeye başlıyordu. Yeni hobiler ediniyor, spor yapmaya başlıyor, okulda kimsenin veremediği dersi ilk alışında geçiyor, ağır kitapları bir çırpıda bitiriyor ve insanların zorlandığı her şeyi kısacık süreler içinde çözümleyiveriyordu.Oysa, ayrılık sonrası ilk geliş hiç de öyle olmuyordu...

Delikanlı, evini en ince ayrıntısına kadar "terkeden"i etkileyeceğini umduğu şekilde düzenlemiş, kendisini onun karşısında "yıkılmamış, güçlü ve zevkli" göstermek için ne gerekiyorsa yapmıştı. Fakat son bir görüşme ve son gidişin ardından, o ana kadar görmezden geldiği gerçekle yüzleşiyor ve asıl çöküşü o an yaşıyordu genç adam...

Yazdığı öyküler kadar, öykülerden sonra okuyucuların aklına gelebilecek sorulara da hakim olan yazar, şu cümleyle yapmıştı kapanışı:

Gerçekten başından geçti mi diye sorarsınız öykücüye,
Oysa anlatılanlar sizin hikayelerinizdir hep...

Hiç kimse yalnız değil dünyada, ve sadece bize olduğunu zannettiğimiz her şey, bir başkasının yaşamında da yer buluyor aslında…
Ve, “anlatmazsam, üstesinden gelemem” diye başlananlar, başkalarının öykülerine dönüyor bir süre sonra.
Kelimenin tam anlamıyla “öykü” olmasa da, bir kenarından dokunulmuş yaşam gerçekleriyle karşılaşacaksınız “Geceyarısı Öyküleri”nde. Belki bir hayalden ibaret, belki yazan yaşadı, belki siz, farkına bile varmadan…
(Geceyarısı Öyküleri Giriş bölümünden bir alıntı...)

0 yorum:

Yorum Gönder