31 Ocak 2011 Pazartesi

Küçük...

(Bu yazı -bir anlamda- Cem Adrian "Bana Ne Yaptın" için yazıldı...)

Küçük bir evim var benim… Hayır, mecburiyetten değil, tamamen kendi seçimim. Böyle seçimlere yönelmemin çok eskiye dayandığını söyleyemem ama zaten hiçbir zaman büyük hırslarım olmadı, olduysa da hayatımın kontrolünü eline geçirecek kadar çapsız değillerdi. Sahip olduklarım, başkalarının hep peşinde koştuklarıydı kimi zaman. Onlar sahip olduklarımın gücünün farkına varamadığımı düşündüler içten içe bana belli etmeden, ben peşinde koştuklarının faniliğinin farkına varamadıklarını düşündüm içten içe onlara belli etmeden. Hikayelerimi kendime saklamayı sevdim ve seçtim çoğunlukla. Bir yanım onların bilmedikleri öykülerimin bana yüklediği taşınmazların ağırlığını bilsinler isterken, bir başka ben hep ketum olmamı istedi, kulağımı hafifçe bükerek. Sen sustukça, seni konuştuklarını gördüm insanların. Sen durdukça aksak adımlarını hızlandırdıklarını gördüm sözde yanıbaşındakilerin. Zamanın herkes için farklı hızlarda ilerlediğini ve dururken bile herkese farklı mevhumlarda durduğunu öğrendim.
İşte bunların ardından, her fazlalığın seni ağırlaştırdığını, seni arsızca yorduğunu öğrendim. Ne olursa olsun, o fazlalıkları hayatımdan çıkarmaya karar verdim, basit olmanın gücüne bıraktım kendimi. O yüzden en sade tarifleri buyur ederken hayatıma, süslü cümlelere hoşçakal dedim, hayatımdan çıkardığım insanlar gibi. Sahip olduklarımla kendime yetmeyi, yetebilmeyi, yetmekten erinmemeyi öğrendim. Az insanın çok olduğunu öğrendim, az mülkün, az paranın, az eşyanın ve az evin… Tüm azları kabullenmeyi öğrendim.
Biri dışında….
Bir tek senin azınla yetinemedim, yeter diyemedim.
Hep daha çok ol istedim. Daha çok konuş, daha çok dinle, daha çok dokun, daha çok hisset, daha çok ver, daha çok iste, daha çok gel, daha çok kal, daha çok sev, daha çok sev, daha çok sev… Azıyla yetinemedim, daha çok sev istedim.
Sen hiç hayır demedin ama aslında hiç denemedin…

Küçük bir evim var benim. Küçük ama yetiyor bana. Bir acı şarkının o küçük evin her köşesine dokunuşunu izlerken, dinlerken geçiyorum en köşeye, cam kenarına. Boydan boya camın yanından süzmeye başlayınca evi, sanki olduğundan çok daha büyükmüş gibi görünüyor. Baktığın yere göre büyüyor yani o bildiğin sıradan küçük ev.
Senin gibi…
Ben sana benim gibi, benim baktığım yerden, benim gözlerimle bakmasam, sen o kadar büyür müydün acaba?
Varsın seni senden çok yapan ben olayım, vücudumun, ruhumun her köşesinde, her bir zerresinde milyonlarca sen ile nefes almaya çabalıyorum ben hala.
Oysa sen birinin hayatına hafifçe dokunarak geçip gidiyorsun,
Onun hayatı senin dokunduğun ana mahkum kalıyor.

Yol hala çok uzun,
ama ben yürüyemiyorum küçük…

0 yorum:

Yorum Gönder