6 Ağustos 2014 Çarşamba

Dünya Senin Etrafında Dönüyor!...


Uyarı: Bu bir kişisel gelişim yazısı değildir, aksine bazı noktalarda dibe vurma ihtimali bile vaat edebilir. Ama sonu güzel bitiyor sanırım… Aşağıdaki "italik" açıklama paragrafı ise tamamen bireysel, hiç okumadan atlayabilirsiniz.

Bu ve benzer içerikteki yazılar için zorunlu ön açıklama: Bu yazının başına bir ön açıklama paragrafı koymak boynumun borcudur. Çünkü artık bu konuda sanırım biraz daralmaya başladım. Sanki yazdığım her şeyin birilerine -çok afedersiniz terbiyemi bozuyorum- laf sokmak için yapılıyormuş gibi davranılması durumu sözkonusu. Açık olmak gerekirse, her yazıdan sonra bir süreliğine küsen ve tavır yapan arkadaşlarımla ya da o yazıdan kısa süre önce tanışmış olduğum birinden aldığım yorumla uğraşmak beni gerçekten yoruyor. Yani, hayatımdaki en sevdiğim özelliğimin etrafı gözlemlemek ve onu kendimle harmanlayarak herkesle ilgili bir şeyler karalamak olduğunu daha nasıl kanıtlayabilirim acaba? Sözgelimi, içinde onlarca hikaye olan bir kitap yayınladım, eğer onların hepsinde anlatılanlar sadece ben olsaydım, şu anda İsviçreli bilim adamları beni bir odaya kapatmış ve yaptıkları tespitlerle tarih yazıyor olurlardı. Bunu daha fazla nasıl anlatabileceğimi bilemiyorum. İşte tam da bu sebeplerle, yaşamımın adeta etrafımdaki bazı insanlar tarafından kelepçelenmiş durumda olduğu hissine kapılıyorum. "Başkaları ne der ki" dememeyi, umursamamayı öğreneli çok çok uzun zaman oldu ama dostlarının üzülmesine kayıtsız kalamıyorsun işte. Hele de etrafın alınganlık katsayısı her geçen gün artan bir kalabalıkla doluyorsa, vay ki ne vay!
Ama bak dostum, şimdi söyleyeceğim özellikler konusunda ikimiz de ortalamanın biraz üzerindeyiz, kabul, ama ne sen dünyanın tek önemli insanısın, ki etrafında yapılan her şeyin öznesinde sen olasın, ne ben dünyanın en "kezban" adamıyım, ki hayatım hep "dur bakayım, bu tamam, şimdi de kime atar yapsam acaba" diye geçsin. Ha, ama okurken "ulen bu benim galiba" hissini benden bağımsız olarak yaşıyorsan, e ona ben bir şey yapamam. O zaman  kendini şöyle bir silkelersin ve sen, ben, onlar hepimiz daha mutlu oluruz. Silkelemezsen ben, onlar bir şey kaybetmeyiz, sen daha az samimi bir hayat yaşarsın. Benim şahsi tavsiyem, hiç kimsenin hayatı "ben" merkezinde bu kadar ciddiye almaması. Kendini mutlu etmek istiyorsan, biraz da etrafına çalış bence, şaşkınlıkla göreceksin ki yine "ben" kazanacak.
Bir de, sen daha aklından geçirmeden söyleyeyim, benim de çok ciddi zaaflarım ve hatalarım var. Bazen burada yazdıklarımı yaptığım da oluyor inan ki. Ama beylik iddialarım yok en azından kendimle ilgili, buradakiler sadece durum tespiti, o kadar. Katılırsın, katılmazsın, olduğundan fazla anlam yüklemeye gerek yok.
Bir daha böyle bir açıklamaya ihtiyaç duymamak ümidiyle, selametle...


Dünya senin etrafında dönüyor!

Hayır, sana söylemedim. Öyle hemen havalara girme. Gerçi kendini bu yazının öznesi hissetmeyeceksen ya da şimdi anlatacaklarıma "evet ya, ben de" demeyeceksen, rahatlıkla sen de üzerine alınabilirsin şimdi söyleyeceğimi, zira bu durumda tam da beklenen örnekle konuya girmiş olacağız. Evet, herkes dünya sadece onların etrafında dönüyormuş gibi davranmanı bekliyor. Yani, çıkıp da onların yüzüne karşı bunu doğrudan söylemeyeceksin ama sanki bu cümleyi haykırarak Hipokrat yeminini kayıtlara geçmiş biri gibi, tam olarak bu cümlenin gerektirdiği şekilde davranacaksın. Eğer o eksenden yarım santim kayarsan, yemininin doğası gereği her türlü imaya, tavra, hakarete maruz kalmayı hak etmiş olduğun bir ceza olarak kabulleneceksin ve yeminine kaldığın yerden devam edeceksin. Öyle aman itiraz etmekmiş, tepki göstermekmiş, haksızlığı haykırmakmış, empati yalvarmakmış, sakın böyle ihtimalleri aklından bile geçirme. "Hata"nı anla ve devam et, çünkü bunu sana söyleyen olmak istemezdim dostum ama dünya senin etrafında dönmüyor, onların etrafında dönüyor. Onlar kim mi? Bilemem ki... Zaten bilsem de söyleyemem, zira dünyaonunetrafındadönüyor Tanrıları bana böyle bir hak vermedi, ben kendi başıma düşünemem, karar veremem, uygulayamam, konuşamam. Ancak onlar bana neyi nasıl düşünebileceğimi söylediklerinde onu öyle düşünebilirim ben. Çünkü benim esas görevim onların hayatında bir yancı olmanın gerekliliğini layıkıyla yerine getirmek, o kadar. Bunun dışında sana söyleyebileceğim tek şey, onları öyle çok da fazla uzaklarda aramaman gerektiği...

Peki nasıl oluyor da dünya onların etrafında dönüyor?
En büyük özellikleri sen yaparken hata olan şeylerin, onlar yaptığında normal olması. Bu cümleyi bir kez de tersinden okumalısın bence. En büyük özellikleri, onlar yaparken normal olan şeylerin sen yapınca abartılı birer hata olması. En basitinden başlayıp sınırları zorlayabilirsin. Seni hiç aramayan arkadaşın, ilk buluşmanızda sana hayırsızlıktan başlayıp karakter çözümlemesine uzanarak hesap sormaya kalkışabilir. Şaşırma, dünya onun etrafında dönüyor.
Yaşamınızdaki (ortak ya da bireysel) herhangi bir detayla ilgili sen yapmak istediğinde (ya da aslında istemediğinde) "Eee ama sen de yani!" şeklinde hakkında kesilecek ahkamlarına sebep olan durumlar, onlar sözkonusu olunca basit ve sıradan, genelgeçer yorumlardır. Malum, dünya onun etrafında dönüyor!
Belki sana da zarar veren büyük ve aleni hatalarını ona ifade etmek için dünya tarihinin icat edilmiş en naif kelimelerini bulmana rağmen, sana o cümleyi kurduğun an itibariyle hayatı zindan eden o kişi, senin hiçbir hatan ya da sorumluluğun olmayan anlarda bile hiç tartmaya gerek duymadan en özensiz kalıplarla seni acımasızca suçlayabilir. Dedik ya, dünya onun etrafında dönüyor.
Uzatmayayım, nasıl olsa çok net anlaşıldı, sadece an itibariyle bulunduğumuz mecradan bir örnek daha vereyim o zaman. Burada aklımdakini net olarak betimleyebilmek adına sıraladığım birkaç örneğe "ööeeehhh, bu da şimdi bir şey mi yazıyor yani" yapan muhterem (ki aslında takip bile etmiyordur seni, yersen), bilumum profillerine ilkokul düzeyi eğreti varoş yorumları sıralayıp, "like"lamazsan sana inceden nefretle bedelini ödetmeyi planlayabilir. Normaldir, kabullen, dünya onun etrafında dönüyor.
Bak bitemedim. Mesela bir de şu "sen çok özelsin" grubu var. Yani sana sanki onun için çok özelsin gibi davrananlar ve bunu da sık sık ifade edenler. Senin öyle bir talebin yok aslında, sen zaten arkadaşlığınızdan yeterince memnunsun. Ama daha fazlası varmış hissi veremeye bayılırlar. Kimisi gerçekten ona daha özelmiş gibi davranmana ihtiyaç duyduğu için yapar bunu, kimisi etrafındaki herkes onu çok özel zannetsin derdindedir. Gel gör ki, sana (altını çiziyorum, senin öyle bir isteğin, beklentin, talebin olmadığı halde) sanki çok özelsin, diğerlerinden çok çok başka bir yerdesin gibi davrananların, aslında etraflarındakilerin (hadi tamamına demeyeyim ama) neredeyse büyük bir çoğunluğuna aynı muameleyi yaptığını görürsün. Anlaşılan ona göre ya çok aptalsın, ya da hayranlıkla dolusun (!). Hele de karşı cins ise, belki gizli gizli aşıksın. Tabi ya, sen de bilmiyordun oysa! Dolayısıyla sana da birçoğuna yaptığı gibi özelmişsin hissi vererek seni de etrafında pervane edebilir, edebileceğine inanabilir aslında. Pervane demişken aklıma dönmek geldi. Evet, dünya onun etrafında dönüyor, biliyorsun değil mi?

Zaten farkındaysan herkes seni değiştirme, tam da kendi istedikleri şekle getirme derdinde. Kimse seni olduğun gibi kabul etmiyor. Senin için kafalarında bir kalıp belirliyorlar, seni ona tıkıştırmak için çabalıyorlar, sonra bir gün senin o kalıp olmadığın ortaya çıkınca da sanki sen aslında hep o kalıptaydın, ama şimdi değiştin, başkalaştın, onun sevdiği ve istediğinden farklı bir insan oldun gibi davranıyorlar. Bu suçlamaları, hatta hakarete varan analizleri kabul etmek zorundasın. Haksızlık mı? Yok canım ne demek o, çok değiştin sen, dua et ki o iyi bir insan ve seni yine de hayatında bir şekilde tutmaya devam ediyor. Gurur duy ve kabullen, ne de olsa dünya onun etrafında dönüyor ve sana da orada bir konum lütfetti! Kıymet bil.


Sana bir sır vereyim mi? Dünya eskiden zarif insanlarla, naif duygularla doluydu. Herkesin birbirine en az sevgisi kadar saygısı vardı. Bir kez ben diyen, iki kez sen deme gayretine düşerdi. Ama gel gör ki mehteran ruhlu tarihimiz, iki ileri bir geri kaderimizi iki bana bir sanaya çevirmekte zorlanmadı. Naif olmanın aşağılanma belirteci olduğu bir dünyadayız artık. Ve hayat bazılarımız için her zamankinden daha zor. Çünkü sen asla o maskeyi yüzüne takamazsın, sana öyle bir kod tanımlanmamış, kendine yabancılaşırsın. Hem zaten değişmemelisin, değişemezsin, değişirsen ödetirler bedelini. Sana öyle bir izin vermediler ve vermeyecekler. Hadi şimdi o cümleye alıştır kendini: Dünya senin etrafında dönüyor! Aman ha bir yanlışlık olmasın, ikinci tekil şahıs kullanacaksın, senin sözlüğünde artık birinci zavallı, gariban, ezik, naif tekil şahıs yok, sildiler attılar onu. Şimdi bir nefes al ve hadi söyle: Dünya senin etrafında dönüyor sahip!

Ben kim miyim? Hiç kimse. Ya da dünyanın dönmesini sağlayan tek kimse. Ay mıydı dünyanın etrafında pervane olup dönen? Öyle bir şeyler işte. Sadece hayatın karardığında, ihtiyacın olduğunda gökyüzünde ışık ihtiyacıyla görünen, onun dışında hayatında güneş varken, yolun açık ve aydınlıkken pek hatırlanmayan, umursanmayan, dikkate alınmayan! Ah aslında bilsen ki gel-git'ler hep o ay sayesinde...

Bunların hepsini koy şimdi kenara ve söyleyeceğimi dikkatle dinle lütfen benmerkezci dostum. O maskeyi taşımak konusunda belki benden, benim gibilerden, bizden biraz daha fazla yetenekli olabilirsin (ki bu maske taşıma hali ne derece gurur duyulacak bir meziyettir bilemem), ama iç dünyandaki bitmeyen kavgan açıkça, ayan beyan gözlerine yansıyor. Biz de esasında bunu anlayamayacak kadar aptal insanlar değiliz, sessizliğimizin kendimizce son derece geçerli ve tamamen iç barışla ilgili gayet akıllıca gerekçeleri var. Ve şunu bil ki, esasında dünya senin etrafında dönmüyor! Böyle bir dünya yok, hiç yoktu. Ne kadar erken uyanırsan, o kadar kazanırsın yaşamını. Bil istedim, bil istedik.

Biz mi? Dünyayı kimsenin etrafında döndürmeyen, hep beraber olağan akışıyla dünyayla birlikte dönen insanlarız.
Burası çok güzel, sen de gelsene?


Edit: Duygu, Selçuk Erdem aracılığıyla cevap hakkını kullandı, eklemezsem olmaz! :)


0 yorum:

Yorum Gönder